|
14/07 06:18AM müdhüsef |
|
“Manneken-Pis” yani kaba ama daha bilindik Türkçe karşılığı ile “İşeyen Çocuk” heykeli Brüksel’in en önemli simgelerinden biri. Yaklaşık 450 yıllık bir tarihe sahip olduğu söyleniyor. Heykelin yapılış sebebi konusunda türlü rivayetler var. Altı defa çalınmış olsa da Belçikalı yöneticiler yenisini tekrar yerine koymak konusunda hırsızlar kadar kararlı. Bu kadar ısrarcı olmalarının sebebi ne derseniz? Kanaatim şudur ki; tüm gün boyu arkadaşlarla aradığımız ve defalarca yanından geçtiğimiz halde fark edemediğimiz, ara sokakların birinin köşe başında duran bir karış büyüklüğündeki bu heykelcik için bizim gibi binlerce insan yolunu değiştirerek Brüksel’e geliyor. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2521 |
|
20/05 04:01AM çeşn-i aşkın şehri |
|
Derdi de keyfi de, narı da rahmeti de, umursamazlığı da sarıp sarmalaması da kabulümdür. Nazına, kaprisine, vurdumduymazlığına da, tutkusuna, çekiciliğine, sevdasına da eyvallah. Aşk; böylesi bir sürü zıtlığı, çelişkiyi, gelgiti, döngüyü içinde barındıran bin bir lezzetli bir çeşni olmalı. İstanbul gibi, yani; çeşn-i aşkın şehri gibi. ...
|
|
11/05 06:04AM daha ben büyümemiştim ki, sen çıkageldin... |
|
Çocuklar bulmuş, getirdiler kanadı kırılmış bir nisan yağmurunu nisan'ın kuyruğuna teneke bağlar mı insan, çocuk olmasa?... aşk şakasını kaldırır mı insan, çocuk olmasa... Yılmaz Erdoğan ...
|
|
11/05 06:02AM gönlümün doğum lekesi |
|
Mirası yeme sevdasına düşmüş kültürel yozlaşmanın endişesi ile geçen aydan yarım kalmış, söylenmemiş sözler takıldı peşime. İçimden bir ses: “Biz senin zihin arşivinde uzun zamandır bekliyoruz. Her yeni bilgiyi yazdıkça da daha derinlere, hafızanın karanlıklarına gömülüyoruz. Bu korku ile yaşatma bizi. Bu ay yaz bizden bir iki satırda bitsin bu ızdırap” dedi. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2037 |
|
11/05 05:43AM naciye sultan |
|
Son yıllarını daha ziyade bizim evde geçirdi. Odamdaki değir çek-yat onun gelişini beklerdi, heveslenirdi. Benim gibi. Baş uçlarımız yan yana gelecek şekilde yerleştirmiştik çek-yatları. Benim ısrarlarımla, kimi geceler geçmişe açılan kapıları aralardı. O aralıktan üstü toz tutmuş anılar ambarına sızardık. Anneannem, yaşamış ve hafızasının anı defterine kaydettiklerini benim için bir kez daha derinlerden bulur çıkartır ve anlatırdı. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2036 |
|
11/05 04:50AM miras yedi |
|
“Sevmek ızdırap çekmektir, sevmemek ölmek” demiş, Aristo. Beklide bu söz, acının kervanının niye gelip bizim yüreğimizi –seçtiğinin- çöreklendiğinin sebebini anlatmaktadır. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2035 |
|
11/05 04:40AM yüreğimden düşen cemre |
|
... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2034 |
|
10/05 03:52PM ey gönül, bilesin ki bizde yaşayacaksan, kırık yaşayacaksın..! |
|
En başından söylemek gerekir ki bu yazı, Fethi Gemuhluoğlu’nun 1975 yılında “Dostluk Üzerine” yaptığı konuşmanın metninden adam akıllı esinlenerek yazılmıştır. Dilin kolay söylediği, ancak insan ömrünün sığlığını aşan bin yıllık bir mazi ile bu toprakların öz evlatları olan bizlerin, öz eleştirilerimizden biri de hiç kuşkusuz yazılı tarihimizin geçmişimizle boy ölçüşemeyecek kadar sıska oluşudur. Bu konu hakkında benim acizane düşüncem; bırakın yazılı bir kaynak bırakmayı, yüreğine; deryalar denizler sığdırmış, yedi iklimi barındırmış, kelimeleri ile cümleleri şaha kaldırmış nice mütevazı gönül yiğitlerinin tevazuları ile susmaları, yeri geldiğinden de öte tarihe haksızlık edercesine susmayı tercih etmelerinden ötürüdür. Oysa ben yüzsüzlük ile bile bile yazmaya devam ediyorum. Bilmek daha da büyük ayıp ama bırakın yüzsüzlüğü onların susmalarının yanında benim yazdıklarım, kendini bilmez bir çocuğun duvara karaladıkları kadar bile kıymet ifadesi içermemekte. İşte tam da burada şöyle diyor Fethi Gemuhluoğlu; elli üç yaşındayım, kırk senedir söz orucu tutuyorum. “Ey Muhterem” der eskiler değil mi? Sen böyle söylersen, biz nasıl konuşuruz, yazarız. Dışa aksettirmeyi koy bir kenara, benliğimizin tek kişilik salonlarında dahi cümleler kurmamalıyız. Dilerseniz bu söz üstüne yine de yazıyor oluşuma densizlik deyiverin. Biz onlar kadar durumumuzun farkına varamıyoruz. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2023 |
|
09/05 09:44AM zaferle dönmek değil, mücadele ile ölmekte yeterdi |
|
Dahili anons stad içinden yankılanıyor: “Maçın başlama düdüğü çalana kadar ıslık dahil lütfen hiçbir tezahürat yapmayalım. Maçın ilk düdüğünden itibaren de son ana kadar hiç susmadan takımımıza destek olalım. Maç başlayana kadar olan bu sessizlikle rakibi ilk andan şaşkına çevirelim.” Seyirci olmaktan uzun zaman önce sıkılan, yorulan, yıpranan, anlamsızlığını keşfeden ve taraftar olma yolunda bir hayli dere tepe aşan, bilinçle büyüyen, gün gördüm, günler gördüm diyenler bu nasihate uymadılar, duymadılar, duramadılar, duramazlardı artık. Yüz yıldır varılmak istenen bir vahanın yakınlarına erişmiş olmanın morali ile bitmiş, tükenmişte olsalardı, ilk adımlarını atan bir çocuk gibi yenilenmişlerdi. Bırakın rakibin (eskilerin deyimi ile) topçularını, malzemecisi çıkış tünelinden kafasını sahaya uzattığında ıslığa boğuluyorlardı. Tribünler için çok şey daha söylenebilirdi; arzulu, tutkulu, heyecanlı, kıpır kıpır, keyifli, mutlu ama en çok da huzurluydular. İnsan yapısına has doyumsuzluklarını aşmıştı, takımlarının bu yıl ki başarıları....
|
|
09/05 09:22AM ağın evleri |
|
Konutlar, barınak olmaktan öte, içinde yaşayanların kişisel beğenilerinin, düzen anlayışlarının, ekonomik yaşam düzeylerinin de bir göstergesidir. Bu nedenle de güzel bir evin, sahibinin itibarını artırdığı kanısı yaygındır. Ancak, endüstri toplumlarındaki, tüketimin öne çıkardığı bir yaşam biçiminin sonucu olan, kitle kültürü, konut kültürünü de ister istemez etkilemiş ve mimaride de bireysel beğeninin yerini -her alanda olduğu gibi- yapı endüstrisinin ürettiği ürünlerin anonim ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2007 |