|
14/07 06:18AM müdhüsef |
|
“Manneken-Pis” yani kaba ama daha bilindik Türkçe karşılığı ile “İşeyen Çocuk” heykeli Brüksel’in en önemli simgelerinden biri. Yaklaşık 450 yıllık bir tarihe sahip olduğu söyleniyor. Heykelin yapılış sebebi konusunda türlü rivayetler var. Altı defa çalınmış olsa da Belçikalı yöneticiler yenisini tekrar yerine koymak konusunda hırsızlar kadar kararlı. Bu kadar ısrarcı olmalarının sebebi ne derseniz? Kanaatim şudur ki; tüm gün boyu arkadaşlarla aradığımız ve defalarca yanından geçtiğimiz halde fark edemediğimiz, ara sokakların birinin köşe başında duran bir karış büyüklüğündeki bu heykelcik için bizim gibi binlerce insan yolunu değiştirerek Brüksel’e geliyor. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2521 |
|
11/05 06:02AM gönlümün doğum lekesi |
|
Mirası yeme sevdasına düşmüş kültürel yozlaşmanın endişesi ile geçen aydan yarım kalmış, söylenmemiş sözler takıldı peşime. İçimden bir ses: “Biz senin zihin arşivinde uzun zamandır bekliyoruz. Her yeni bilgiyi yazdıkça da daha derinlere, hafızanın karanlıklarına gömülüyoruz. Bu korku ile yaşatma bizi. Bu ay yaz bizden bir iki satırda bitsin bu ızdırap” dedi. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2037 |
|
11/05 04:50AM miras yedi |
|
“Sevmek ızdırap çekmektir, sevmemek ölmek” demiş, Aristo. Beklide bu söz, acının kervanının niye gelip bizim yüreğimizi –seçtiğinin- çöreklendiğinin sebebini anlatmaktadır. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2035 |
|
11/05 04:40AM yüreğimden düşen cemre |
|
... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2034 |
|
10/05 03:52PM ey gönül, bilesin ki bizde yaşayacaksan, kırık yaşayacaksın..! |
|
En başından söylemek gerekir ki bu yazı, Fethi Gemuhluoğlu’nun 1975 yılında “Dostluk Üzerine” yaptığı konuşmanın metninden adam akıllı esinlenerek yazılmıştır. Dilin kolay söylediği, ancak insan ömrünün sığlığını aşan bin yıllık bir mazi ile bu toprakların öz evlatları olan bizlerin, öz eleştirilerimizden biri de hiç kuşkusuz yazılı tarihimizin geçmişimizle boy ölçüşemeyecek kadar sıska oluşudur. Bu konu hakkında benim acizane düşüncem; bırakın yazılı bir kaynak bırakmayı, yüreğine; deryalar denizler sığdırmış, yedi iklimi barındırmış, kelimeleri ile cümleleri şaha kaldırmış nice mütevazı gönül yiğitlerinin tevazuları ile susmaları, yeri geldiğinden de öte tarihe haksızlık edercesine susmayı tercih etmelerinden ötürüdür. Oysa ben yüzsüzlük ile bile bile yazmaya devam ediyorum. Bilmek daha da büyük ayıp ama bırakın yüzsüzlüğü onların susmalarının yanında benim yazdıklarım, kendini bilmez bir çocuğun duvara karaladıkları kadar bile kıymet ifadesi içermemekte. İşte tam da burada şöyle diyor Fethi Gemuhluoğlu; elli üç yaşındayım, kırk senedir söz orucu tutuyorum. “Ey Muhterem” der eskiler değil mi? Sen böyle söylersen, biz nasıl konuşuruz, yazarız. Dışa aksettirmeyi koy bir kenara, benliğimizin tek kişilik salonlarında dahi cümleler kurmamalıyız. Dilerseniz bu söz üstüne yine de yazıyor oluşuma densizlik deyiverin. Biz onlar kadar durumumuzun farkına varamıyoruz. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2023 |
|
09/05 02:23AM bir angut hakkındaki herşey |
|
Biliyorum; beni okumaya hiç niyetiniz olmasa da, yazının başlığını görünce bu satırları okumaya başladınız. Ne yaparsınız mazrufa kıymet verecek şeyler yazmakta zorlanınca, bari zarfı süsleyeyim dedim. Yalancı çıkmamak adına hepinizin (en azından) adını bildiğiniz anguttan söz edeyim sizlere. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2003 |
|
08/05 08:48AM bir başka diyarın çocukları |
|
Çocukluğunu, çocukluğunun şehrini, ilk anılarını toplayıp büyüttüğü bu iklimleri bırakıp gittiği günden bu yana bir daha geri dönmemişti. Ta ki o yaza kadar. Çocukluğunun o büyük şehrini sadece hatıralarında yaşattı. -Bir de oraya benim gözümle bakın, derdi. ... GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1996 |
|
08/05 08:06AM sandık lekesi |
|
Taraf olmak, yandaş olmak, aidiyet duygusunun çekimi karşısında büyülenip bir yöne doğru bakmak, bu vazgeçilmesi mümkün olmayan bir gerçek. Sizlerde bilirsiniz ki tek başına payitaht sahibi olmaktansa, kahkahalara boğulan sıradanların grubunun içinde birey olma dürtüsüne hep yenik düşeriz. Bu öyle bir etkidir ki, yaratılmış her canlı yaşayabileceğini en güzel hayatı hep ve en az iki kişi olarak düşünür. ...
|