Kış dedin mi, babasını akşam olunca pencere kenarında, kapı ağzında bekleyen çocuk misali dertli oluyor içim. Beni bu sıkıntılardan sıyıransa, sıralamadaki eşsiz denge. Hiç şaşırmadı kasım sırasını,aralık gibi. Aralık,bir aralık bulupta ocak gelmeden gitmedi. Ne hastalığı mazeret etti, ne de “köprü açıktı erken geldim” dedi. Ocak 31 dediğinde şubat kapıdaydı. Öyle müthiş bir dengede yürüdüler ki, mart gelince şubatı bulmadı yerinde. Zamanın kapı eşiğinde kimse kimseye sürtünmeden geçti.
Sis çöktü yine şehrin ufuklarına. Mevsim, hayatın karanlık yüzünü anlatır gibi griye,siyaha mahkum günlerini yaşıyor. Bahar mahpusta mahkum, cezası kışı seyretmek parmaklıkların ardında. Kara kış gelip uzandığında, yağmurlar hiç gitmeyecekmiş gibi döküldüğünde gökten, gözlerimde biriken renkler hep koyu tonlar olunca, içime simsiyah bir asfalt atılıyor.
Kasvet diye yazdım. Sonra sözlüğe bakma ihtiyacı duydum “Sıkıntı, iç sıkıntısı” diye yazıyordu. Bu kelime anlatmak istediğim boşluğa, boş yer bırakmadan yer etti. Gün, ışığını erkenden kapatıp,akşama teslim olduğu bu mevsim, bahtiyarlıkta ihtiyarlayıp çöküyor gönlüme. Aklıma kaybettiklerim geliyor.
Teknoloji hiç bir şeyi unutturmuyor. Siz hiç kaybettiğiniz birinin telefonunu, cep telefonunuzdan sildiniz mi? Telefonunuzun rehberinde bir başkasını ararken, kaybettiğiniz o dostun ismini görmek. Elinize batan bir kıymık gibi. Küçük ama kocaman acılara açık. Her seferinde “sil” komutuna kadar uzanan süreç ve “sil”emeden geri dönmek. Bir süre sonra rehber sırasında o ismin geleceğini bilmek ve gözlerini yummak. Gerçek, gerçek olmasın diyecek kadar acı.
Sonra gözlerinizi karartıp, içinizdeki tüm kavgalara maglup olup silmeye niyetleniyorsunuz. Silmiş olsanda nereye gidiyor o kaybettiğin. Dostluk, paylaşılan zaman, gülüşü ve kızgınlığı, nereye gidiyor. Zaman şahit tutulacak gün gelince ve söyleyecek “sil”diğini sevdiğini,dostunu. Aklına,fikrine inat, deliliğe yakın aramak bile bile “aradığınız numara kullanılmamaktadır”ı duymak için.
Kaybettiğin için, kullanılmış zamanlarla yetinmeye muhtaç kalmak. Teknoloji ürkütüyor. Acıyı gömdüğümüz yerden gün ışığına taşıyor. Eksik bıraktığımız mutluluklarımızı yüzümüze çarpıyor. Sevgi karnemizdeki kırıkların sebebi, niteliksiz tükettiğimiz zaman kervanı ile geliyor. Sevgi hanımızın kapısında, bizi üzmeye alacaklı kadar kararlı.
Şimdi yitirdiğimiz tüm zamanların gözyaşlarını silmeliyiz. Kaybettiklerimizi unutmadan, şimdilik kazanamadıklarımıza sarılalım. Bırakın gün ışığının, neredeyse gün etmeyecek kadar kışları çabuk gittiğini. Bayrama kavuşmuş olmak tüm karakışları bahar eyleyecektir. Daha kaybetmediğimiz niceleri var. Aradığınız kişiye şu an da ulaşın .
Sevdiğinizi söyleyin, nefretinizi,kızgınlığınızı söylemekten korkmadığınız gibi. Sevilmeyi beklemeyin,sevmek için.
Bayram geldi. Bayramlarınız olsun tüm karakışa inat, kasvete inat. Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öpüyorum. Kaybettiklerim sizleri de çok özlüyorum...
Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda
Söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda...
n.f.kısakürek
En derin saygı ve sevgilerimle bir kez daha Kurban Bayramınız Kutlu Olsun. A.E.O.
m.fatih aydemir06.01.2006
|
GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/1993
|