<wsa title/>
[10/05 03:52PM]
ey gönül, bilesin ki bizde yaşayacaksan, kırık yaşayacaksın..!
      En başından söylemek gerekir ki bu yazı, Fethi Gemuhluoğlu’nun 1975 yılında “Dostluk Üzerine” yaptığı konuşmanın metninden adam akıllı esinlenerek yazılmıştır.
 
  Dilin kolay söylediği, ancak insan ömrünün sığlığını aşan bin yıllık bir mazi ile bu toprakların öz evlatları olan bizlerin, öz eleştirilerimizden biri de hiç kuşkusuz yazılı tarihimizin geçmişimizle boy ölçüşemeyecek kadar sıska oluşudur. Bu konu hakkında benim acizane düşüncem; bırakın yazılı bir kaynak bırakmayı, yüreğine; deryalar denizler sığdırmış, yedi iklimi barındırmış, kelimeleri ile cümleleri şaha kaldırmış nice mütevazı gönül yiğitlerinin tevazuları ile susmaları, yeri geldiğinden de öte tarihe haksızlık edercesine susmayı tercih etmelerinden ötürüdür. Oysa ben yüzsüzlük ile bile bile yazmaya devam ediyorum. Bilmek daha da büyük ayıp ama bırakın yüzsüzlüğü onların susmalarının yanında benim yazdıklarım, kendini bilmez bir çocuğun duvara karaladıkları kadar bile kıymet ifadesi içermemekte. İşte tam da burada şöyle diyor Fethi Gemuhluoğlu; elli üç yaşındayım, kırk senedir söz orucu tutuyorum. “Ey Muhterem” der eskiler değil mi? Sen böyle söylersen, biz nasıl konuşuruz, yazarız. Dışa aksettirmeyi koy bir kenara, benliğimizin tek kişilik salonlarında dahi cümleler kurmamalıyız. Dilerseniz bu söz üstüne yine de yazıyor oluşuma densizlik deyiverin. Biz onlar kadar durumumuzun farkına varamıyoruz.
  Yaradan; gönlü kırık olanlara beraberim, demiş. O zaman biz de kırdık gönlümüzü, bin parçaya. İpi kopmuş tespih taneleri gibi gökyüzünden yeryüzüne düşürdük. Eğer öyle ise, ki amenna öyledir; savurduk gönlümüzü ufkun ötesine; “Ey gönül bizde yaşayacaksan, kırık yaşayacaksın bilesin”.
 
  Tüm bunlar bunalımlı bir ruh ile yaşamak demek değildir.  Derde, tasaya, yenilmişliğe, ezikliğe, vurdum da duymazlığa, serkeşliğe, sarhoşluğa kapı aralamak, zenginlik köprüsünün altında sefilliğe yüzümüzü dönmek hiç değildir. Yılgınlığa, koşmadan yorulmuşluğa, güneşin ilk ışığı ile aydınlanan sabaha düşmanlık hiç değildir. Aksine, hiçbir şeye düşman olmamayı seçmektir. Nasıl düşman olur ki insan. Sana ait ne var da, ne sundun da, düşman olma hakkını elinde tutarsın.  Yüzümüze kazınmış bir bıçak izine direnmek gibi, nefsimizin ordusuna karşı zafere doğru bir başımıza yol almaktır, gönlü kırıklık. Her sabah o bıçak izi ile gülümseye bilmektir.
  Gönül kırıklığı ile her geleni buyur etmektir. Dert, terminalimize inerken, koltuk komşusunun da mutluluk olduğunu hatırlamaktır, gönlü kırık olabilmek. Her ikisini de bize gönderen sahibinin, sahibimiz olduğunu hatırlamaktan da öte unutmamaktır. Gönlü kırık olmak işte tam da buna hazır olmaktır. Aşkı, şevkin fener alayı ile karşılamaktır. Hoşluk şerbeti ile de gelse, dert şurubunu da içirse, gönderenin aşkı ile sarhoş olmaktır. Zarfın da mazrufun da, yeşilin de kurumuşun da, güneş ışırken yağan yağmurun da, gönlü kırık ya da olmayanın da, sorgu sualin de mülkiyeti O’ndadır.  
  Aşk ile söylemektir, tevhidimizi, yani gönlümüzün kırıklığını. Güle bakmak, güle dönmek, gül kokusuna sarılarak, bürünerek alem de, lale ikliminin güneşi ile yayılmaktır. Yoksa iç dünyamızdaki putları biz devirmedikçe, gün gelir onlar bizim üstümüze devrilirler. Bu depremin enkazından çıkarılan benliğimizdeki gönül, o güne kadar kıramadığımız gönlümüz kadar nasıl kıymetli olsun.
  Şimdi bir kez daha bütünlüğünden sarfınazar eyleyeceğim gönlümün testisini. Kıracağım gönlümü, ateşe yaklaşmak için. Gönlümün kırgınlığı nefsimle tatmin ve tamir gördüğünde, bir kez daha, bin kez daha kırmak için ateşe vereceğim. Tüm İbrahimler şahidimdir, yakmayacaktır ateş, kırınca gönlümü.
 
  Çok başka şeyler yazmak niyeti ile oturmuştum bilgisayarın başına. Ancak Fethi Ağabeyin “Dostluk Üzerine” söylediklerini okuyunca, aklım bu ışıklı yola düştü. Her pervane gibi ben de aydınlığa yürüdüm. Bence siz de okuyun “Dostluk Üzerine” söylediklerini. Eminim bir çoğunuz benden daha aydınlık yollar bulacaksınızdır. Fethi Ağabeyin ifadesi ile “sözü düğümleyip” sukuta teslim olayım.
  Saygılarımla…

 

  m.fatih aydemir

 

  02.12.2007

 


Geri İzlemeler

GERİ İZLEME URL'si: http://www.blogsever.com/trackback/2023

Yorum

Bir yorum gönder
İsim:


E-posta:


Başlık:


Yorum:

Kod: